DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Manisa 25°C
Parçalı Bulutlu

SON ULTİMATOM

SON ULTİMATOM
10.06.2020
1.995
A+
A-

Covid19 salgın sürecinde ülkemiz artık 3 ayı geride bıraktı. Salgın ile birlikte hayatımız da yaşanan birçok değişikliğe bağlı olarak alışık olmadığımız tecrübeler edindik. 11 Mart itibari ile ülkemizde ilk vakanın görülmesinin ardından küresel salgının etkisine bizde dahil oluyorduk. Ülke olarak korku ve endişe ile karşıladığımız durumun ilk şokunu yaşarken, vitrine bir bakan çıkıyor ve alanında uzman bilim insanlarından oluşan ve süreç içerisin de son derece etkin rol oynayacak olan bilim kurulunu oluşturarak kriz yönetimini ele alıyor, taraflı tarafsız her kesimin beğenisini kazanıyordu.

Salgın sürecinde hastalığın yayılımına bağlı olarak tüm rakamlar günlük olarak bizzat sayın sağlık bakanımız tarafından şeffaf bir şekilde açıklanıyor ve rakamlar her geçen gün artmaya devam ediyordu. İlk vakanın görüldüğü andan itibaren alınan önlemlerin başında okulların tatil edilmesi, toplu alanların ve kalabalık mekanların kapanması geliyor ve artık yeni bir dönemin başladığının işaret fişeği çoktan ateşleniyordu.

Vaka sayıları onlar, yüzler ve binler ile ifade edilen sayılar ile günlük artış göstermeye başlıyor ve İtalya gibi olumsuz örneklerle kıyas etmeye çalışıldığına da şahit oluyorduk. Devletimiz aldığı yerinde kararlar ve önlemlerle kriz sürecini yönetirken, uygulamaya konulan 65 yaş üstü ve 20 yaş altı vatandaşlarımızın sokağa çıkma yasağı ile başlayan, il dışı seyahat kısıtları ve hafta sonu sokağa çıkma yasaklarıyla devam eden sürecin ciddiyetini iliklerimize kadar hissetmeye başlıyorduk. Artık neredeyse izole hale gelen hayatlarımıza süreci evlerimizden takip ederek durumun ciddiyetini de iyice anlamaya başlıyorduk.

Ülke olarak hayatlarımıza evlerimize kapanarak geçirdiğimiz o dönemde akşam açıklanacak rakamları heyecan ile saatini bekler hale gelmeye başlamıştık. İşte tamda bu sırada kelime dağarcığımıza filyasyon ekleniyordu. Filyasyon kelime anlamı olarak ‘salgında hastalığın kaynağını bulmak’ olsa da görülen vakanın son temas ettiği kişileri ve yakınlarını hastalık açısından taramak olarak zihnimize bu süreçte yerleşiyordu. Bakanlığımız tarafından kurulan filyasyon ekiplerinin etkin çalışması, ülkemizin sağlık alanında sahip olduğu imkan ve olanaklarının üst düzeyde olması, alınan yerinde tedbirler, etkin kriz yönetimi neticesinde hastalığın (pik) yani tepe noktasını gördüğü ve salgının kontrol altına alındığı bakanımız tarafından adeta müjdeleniyordu.

Yeni vaka sayıları hızla düşüş seyrine geçmiş, iyileşen hasta sayıların da ciddi artış ve vefat sayılarında düşüş bariz bir şekilde gözlenmeye başlıyordu. Bu olumlu veriler doğrultusunda tüm Dünya’da olduğu gibi ülkemizde de salgın süreci sonrası toplumun ekonomik ve psikolojik etkileri de düşünülerek yeni normal olarak adlandırılan normalleşme sürecine 1 Haziran itibari ile geçiliyordu. Devletimiz süreç boyunca üzerime düşeni yaptım ancak yeni normalde benden çok vatandaşlarımın da üzerine düşen görevler var diyerek tedbiri elden bırakmamamız gerektiğini üzerine basa basa sağlık bakanımız tarafından bizlere hatırlatıyordu.

Fakat son zamanlarda üzülerek ve endişe ederek toplumuzun ciddi bir bölümünde olumsuz davranışlara şahit olduğumuzu görüyoruz. Normalleşmenin başladığı günden itibaren maskesiz insanlar, kalabalık sahiller, sosyal mesafenin hiçe sayılması, asker uğurlamaları, kalabalık kıraathaneler, dip dibe balık tutanlar, ev gezmeleri, kullandığı maskesini yere atanlar gibi arttırılacak birçok olumsuz örnek ile adeta anormal bir şekilde normalleşmeye şahit olduğumuzu gözlemliyoruz. Elbette süreç boyunca evlere kapanmış insanların sıkıntısını anlamak ile birlikte halen çok ama çok sıkılmış olan 65 yaş üstü büyüklerimizin yasağının devam ettiğini ve hastalığın hala sokaklarda kol gezdiğini de unutmamalıyız.

Bu olumsuz örneklerden sonra son bir haftadaki rakamları hatırlatmak istiyorum. Son 10 günlük verilere bakıldığında günlük test sayısı kaç olursa olsun verilerin 800-900 lü yeni vaka sayılarında takılı kaldığını gözlemliyor, Covid19 virüsünün ben hala buradayım ve hiçbir yere gitmiyorum der gibi sonbahar sezonu öncesi bizlere adeta bir SON ULTİMATOM verdiğini görüyoruz.

Hastalığın kesin bir tedavisi yokken,

Virüsün aşısı henüz bulunmamış iken,

Salgında sıfır vaka sayısını görmemiş ve sıfırdan sonra 14 gün geçmemiş iken,

Bakanımız sık sık ikinci dalga uyarısını hatırlatırken,

Virüs mutasyona uğramamış ve yaz aylarında yaşamayacağına dair bilimsel bir çalışma yok iken,

Elektron mikroskobu ile görülen yani aslında görünmeyen bir canlı ile mücadele ettiğimizi unutulmamalı ve bildiğimiz en etkin yöntem olan MASKE, MESAFE ve HİJYEN ile onu engelleyerek yeneceğimizi tekrar hatırlamalıyız. Unutmayalım Covid19 alacağımız tedbirlerden daha güçlü değil ve göreceksiniz BİRLİKTE YENECEĞİZ…

Herkese sağlık ve huzur dolu günler diliyorum.

Sancar DELİBALTA
Soma Devlet Hastanesi İdari ve Mali İşler Müdürü








YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.